Uçtu Uçtu Kuş Uçmadı...
HEZARFEN ÇELEBİ; “ uçtu uçtu … “
Uçuyorum…
Sadece gökyüzü ile yeryüzündeki sınırları değil çizilmemiş tüm sınırları kanatlarımla silerek. İşte bu yüzden Şeyhülislamlar değil yalnızca çekindiğim…(muhannes miyim?)
Uçmak; bırakıvermek kendini kendinden sıyrılmış, terazinin sağ köşesinde, kuş tüyünden daha hafif bulabilmek… (mümkün müyüm?)
Sembol; düşlerine henüz küsmemiş, el yapımı kanatlar … (maharetli miyim?)
Düşler; daha içmeden rayihasıyla sarhoş eden erguvan şarabı… (bekri miyim?)
Uçabilmek; yaşamın ölüme, ölümün yaşama olan kıskançlığı, açıyorum ruhumu … (kıskı mıyım ?)
Deniz; alabildiğince “ ben“, bu yüzden bendeniz diye takdim ediyorum kendimi… (mütekebbir miyim?)
Gökyüzü; rüzgarla bıraktığı her fısıltıda iştah kabartan sırları arsızca davet eden, zamanı def etmiş bir kovucu, duydum bir kere… (günahkar mıyım?)
Uçtum ...
İnsanoğlu denen mahlukun her bir şeyi istedi mi yapabileceğini kanıtlamaktan öte.
Kapatmayı düşünmedim gözlerimi, bir an bile uçarken …
Eğer dokunuyorsam düşlerime, illaki gözgöze gelmeliyim ucunda ölüm olsa bile… (baki miyim ?)
Mavi mi özgürlüğün rengi kim diye ?
Deniz ve gökyüzü mü tüm zincirlerin kırılma sebebi hani nerde ?... (sualci miyim ?)
Rüzgar fısıldadı; “ vakti geldi, hadi gel ! “ ikinci bir daveti beklemeden uçtum … (hafif meşrep miyim?)
Pekala bir hakikate erdim ki ;
İki kanatla tek bir kuvvet dışında hiçbir kuvvete minnet etmeden öylece tutarak nefesimi, hayatımı ardıma alıp bırakıverdim kendimi. Bana ait bu rüyayı kimseye tabir ettirmeden... (kahin miyim?)
Yukardan baktım şöyle bir;
Saraylara köşklere, hanlara hamamlara,çarşılara pazarlara,sandallara faytonlara, erkeklere dişilere, aşıklara çocuklara, ağaçlara mezarlıklara…
Küçükmüşüz öylece göründüğümüzden çok çok küçük …
Uçmakla bir padişahın alıp veremediği sır buymuş meğer… (molla mıyım ?)
Çakılıvermekte var bu işin ucunda,
Bir yağmur tanesi değilim ki nazifçe, dokunuvereyim toprağa
Düştü mü güm diye, kalkamam ki gum emrine…(dahi miyim ?)
Bir elmanın posası düştü toprağa;
Adem dünyaya, ademoğlu toprağa düştü ve döndü yine başa.
Cenneti düşledi ve düşlerinde cennete düştü. Bir düşüş ki … (filozof muyum ?)
Bırakıveriyorum kendimi Galata'dan Üsküdar'a.
Düşlemenin ucunda düşmekte var, düşmenin ucunda…
Her şeye inat konuveriyorum gamsızca bir meşkhanenin salonuna … (Itri miyim?)
Karşımda kız kulesi. Düşlüyorum içini uzun uzun...
Bir kızın dalgalanan siyah saçlarından kayarak kalbine düşüyorum izinsiz… (hadsiz miyim?)
Sürülür müyüm selamsız ve kelamsız dokunulmamış bir kalbe kondum diye ?
Hünkarım; “sürülürsün “ diyor hem de ‘Ceza’yir e …(isyankar mıyım ?)
Kanatlarımı usulca bırakarak, gülüyorum bilmiş bilmiş .
Ukalalığımdan değil …(meczup muyum ?)
Şimdi ben fısıldıyorum rüzgara ;
“Sebebi uçmam kanatlarımdan mı ? “
Kim demiş düşmek düşlenmez diye ve kim demiş düşler öldürür diye.
Hazerfan ; bir çok şeyi bildiğim için mi yoksa otuzyedim de…(ermiş miyim?)
Sus; aşıksan kanatlara ne hacet … (sufi miyim?)
- yasemin karahüseyinoğlu yazıları
- yorum yap >giriş/kayıt
- gönder





Uçtu Uçtu: Göğe Kondu
"...Karşımda kız kulesi. Düşlüyorum içini uzun uzun...
Bir kızın dalgalanan siyah saçlarından kayarak kalbine düşüyorum izinsiz… (hadsiz miyim?)..."
Uçuyorum, uçuyorum, konmayı hayal dahi etmiyorum. Çakılıvermek de var ya işin ucunda, bunu hesap edersem çırpamam kanadımı...
Uçuyorum, uçuyorum, harften harfe misafir oluyorum fakat konmuyorum, kalıcı değil, uçucuyum...
"...Aşıksan kanatlara ne hacet? ..."
Ellerine sağlık Yasemin. Geç ve güç oldu. Kelimelerimin ucu yırtık, istediğim yorumu yazacak bütünlüğü sağlayamadım. Bir kere daha okunmalı, belki bir kere daha, o zaman sözlük önümde açılıverir...
uçmak kendinle birlikte
Hazerfan uçmuş kendinide alarak yanına. Uçmuş, kendinden kaçmadan bir kıtadan bir kıtaya, hayalettiğini yaşamak istemiş suç mu? Hazerfan uçmuş, Yasemin yazmış... Bir uçuş bir kendine bakış ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi ...
Kalemine sağlık Yasemin ...