helal organik tavuk





Uluslararası Muhammed Hamidullah Sempozyumu

11 Ara 2006
Yazan: Cemaat.com

Tüm İslam dünyasında yirminci yüzyılın en büyük alimlerinden biri olarak kabul edilen Prof. Dr. Muhammed Hamidullah, vefatının 4. yıldönümünde geniş katılımlı bir sempozyumla yadediliyor.

Uluslararası Muhammed Hamidullah Sempozyumu başlıklı sempozyum Beyan Yayınları’nın evsahipliğinde ve talebelerinden Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma’nın koordinasyonuyla düzenlenecek. Yerli ve yabancı bir çok bilim adamının tebliğ sunacağı sempozyum Cemal Reşit Rey Konferans Salonunda, 16 Aralık Cumartesi saat 10’da başlayacak ve iki gün sürecek.

Sempozyum sekreteri Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma’nın açılış konuşmasıyla başlayacak olan sempozyumun ilk oturumuna Prof. Dr. Yusuf Ziya Kavakçı başkanlık edecek. Bu oturumda, Amara Bamba, Prof. Dr. M. Sait Hatipoğlu, Mahmut R. Kademoğlu, Prof. Dr. Abdullatif al-sabbagh ve Prof. Dr. Nazif Şahinoğlu tebliğlerini sunacak. Prof. Dr. Salih Tuğ’un yöneteceği ikinci oturumda ise şu isimler tebliğ sunacak: Prof. Dr. Şerafettin Gölcük, Merve Kavakçı, Dr. Ahmet Bakcan ve M. Beşir Eryarsoy. İlk günün son oturumunu ise Dr. Beshir al-Jabri yönetecek. Bu oturumun konuşmacıları ise Prof. Dr. Ahmet Ağırakça, Prof. Dr. İnayatullah Baloch, Prof. Dr. Halil Çiçek ve Malika Dif olacak.

17 Aralık Pazar saat 10’da ikinci günün ilk oturumuna geçilecek. Dr. Djelloul A. Saci’nin yöneteceği bu oturumda Prof. Dr. İsmail Kara, Prof. Dr. Salih Tuğ, Rashid Benaissa ve Prof. Dr. Hayreddin Karaman’ın tebliğlerine yer verilecek. Ali Bulaç, Prof. Dr. Vecdi Akyüz, Dr. İbrahim Haidara ve Mustafa İslamoğlu’nun tebliğ sunacağı ikinci oturuma, Prof. Dr. Şerafettin Gölcük başkanlık edecek. Sempozyumun son oturumunu ise Prof. Dr. İnayatullah Baloch yönetecek. Bu oturumda Sadida Ahmad ve Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma tebliğlerini verecek.

Prof. Dr. Muhammed Hamidullah Kimdir?

Muhammed Hamidullah, eserleri tüm dünya dillerine çevrilmiş ender insanlardan biridir. İslam Ülkelerinde olduğu kadar diğer ülkelerde de hep saygıyla karşılanmış, İslami ilimler alanında otorite olarak kabul edilmiştir. Eserlerinin tamamında görülen yoğun bilgi birikimi, tarafsızlık ve ilmi kriterlere uygunluk, her birini kendi alanının en önemli yayını haline getirmiş ve tüm dünyada sahip olduğu şöhretin pekişmesine katkıda bulunmuştur.

Uzun ve bereketli bir ömrün sonunda 1000’den fazla makale ve onlarca kitap yayımlayan Muhammed Hamidullah, ülkemizde de yakından tanınan ve sevilen bir ilim adamıydı. Hem kendi ülkesi Hindistan’da hem de uzun yıllar yaşadığı Fransa’da gördüğü ilgiden daha fazlasını Türkiye’de görmüş ve ülkemizi ikinci vatanı olarak kabul etmişti. Hamidullah, başta İstanbul ve Erzurum olmak üzere çok sayıda şehirde misafir öğretim üyesi olarak bulunmuş, konferanslar vermiş ve çok sayıda öğrencinin yetişmesine katkıda bulunmuştu. Sağlığında, kimi kitapları ya önce Türkçe basılmış ya da tercüme edildiği ilk yabancı dil Türkçe olmuştu.

Merhum Muhammed Hamidullah, 1908 yılında Hindistan / Haydarabad’da doğdu. Yüksek tahsilini ülkesinde, Osmaniye Üniversitesi’nde tamamladı. Mekke, Medine, San’a, Şam, Kudüs, Kahire, İstanbul kütüphanelerinde uzun süren araştırmalar yaptı. Adı “kütüphaneler köstebeği”ne çıktı. Bunun yanısıra Almanya ve Fransa’da çeşitli üniversitelerde de ilmi çalışmalar yaptı. 1954 yılından başlamak üzere 25 yıl boyunca İstanbul Üniversitesi’nde çalıştı. Ayrıca Ankara ve Atatürk Üniversite’lerinde de ders ve konferanslar verdi. Prof. Hamidullah Fransızca, İngilizce, Arapça, Türkçe, Farsça, Urduca, Almanca, Japonca, Rusça gibi doğu ve batının yaklaşık 12 diline vakıf ve bu dillerin çoğunda eser verecek yetkinliğe ve dilin inceliklerine hakimdi.

Devletler Hukuku alanında uzman olan Muhammed Hamidullah, özellikle Kur’an ve Siyer üzerine yaptığı çalışmalarla tüm dünyada adını duyurdu. Aziz Kuran isimli açıklamalı mealinin muhteşem girişine (ki bu giriş daha sonra Kur’an-ı Kerim Tarihi adıyla kitaplaştırıldı) dünya üzerinde bulunan bütün dillerden meal ve tefsirlerin neredeyse tamamının listesini alarak (800 meal ve tefsir) muazzam bir tetkik örneği gösterdi. Bunun gibi 20 dile çevrilen ve yeni bir bakış açısıyla Resulullah Efendimizin hayatını ele alan İslam Peygamberi isimli başeseri de, daha yayınlandığı ilk yıllarda klasikler arasına girdi. Prof. Dr. Muhammed Hamidullah, bundan tam bundan 4 yıl evvel, 17 Aralık 2002’de Amerika’da dar-ı bekaya irtihal etti.

Bir çok kitabı Türkçe’ye tercüme edilen Hamidullah Hoca’nın en çok ilgi gören eserleri arasında İslam Peygamberi, İslam’a Giriş, Hz. Peygamberin Savaşları, İslam’da Devlet İdaresi ve Allah’ın Elçisi Hz. Muhammed gelmektedir. Ayrıca son yıllarda tercüme edilen ve Kuran’ın üslubunu yansıtması açısından aslına en sadık meal olarak bilinen Aziz Kur’an isimli Kur’an meali de, kendi türünün en yetkin eserleri arasında sayılmaktadır.

Hoca’nın Türkçe’ye çevrilmiş kitapları şunlardır: İslam Peygamberi, el-Vesaiku’s-Siyasiyye, Aziz Kur’an, İlk İslam Devleti, İslam, Bilim ve Felsefe, Modern İktisat ve İslam, İslam’ın Doğuşu, İslam Anayasa Hukuku, İslam Tarihine Giriş, İslam Müesseselerine Giriş, İslam’a Giriş, İslam’ın Hukuk İlmine Katkıları, Muhtasar hadis Tarihi, İslam Hukuku Etüdleri, İslam Fıkhı ve Roma Hukuku, İmam-ı A’zam ve eseri, Hz Peygamber’in Savaşları, Hz Peygamber’in Altı Orijinal Diplomatik Mektubu, Allah’ın Elçisi Hz. Muhammed, Kuran-ı Kerim Tarihi, İslam’da Devlet İdaresi.

Uluslararası Muhammed Hamidullah Sempozyumu

Cemal Reşit Rey Konferans Salonu, Harbiye/ İstanbul, 16-17 Aralık 2006

...

Açılış

16 Aralık 2006, saat 10.00-11.00

Kur’an-ı Kerim
Protokol konuşmaları
Muhammed Hamidullah Hoca kimdir?
Sempozyum Sekreteri Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma’nın konuşması
Muhammed Hamidullah Ağırakça, Muhammed Hamidullah’ı anlatıyor

Birinci oturum: Saat 11.00-12.30
Oturum Başkanı: Prof. Dr. Yusuf Ziya Kavakçı

1. Tebliğ: Amara Bamba
- Hamidullah Hoca’nın mücadele yöntemi.

2. Tebliğ: Prof. Dr. Mehmet Sait Hatiboğlu
- Hamidullah Hocamızın İmam Şeybani’nin Siyer-i Kebir’ine Olan Katkıları

3. Tebliğ: Mahmut R. Kademoğlu
- Hamidullah Hoca’nın Kur’an’a Hizmet Cehdi

4. Tebliğ: Prof. Dr. Abdullatif Alsabbagh
- Prof. Dr. Muhammed Hamidullah Hocam’ın Çalışmalarına Eleştirel Bir Bakış

5. Tebliğ: Prof. Dr. Nazif Şahinoğlu
- Hamidullah Hoca’nın Kur’an Dili ve Arapça ile İlgili Görüşleri

Yemek ve namaz molası: Saat 12.30-14.00

İkinci oturum: Saat 14.00-15.30
Oturum Başkanı: Prof. Dr. Salih Tuğ

1. Tebliğ: Prof. Dr. Şerafettin Gölcük
- Muhammed Hamidullah: İslam’a Bütüncül Yaklaşımın Mükemmel Örneği

2. Tebliğ: Merve Kavakçı
- Remembering Hamidullah

3. Tebliğ: Dr. Ahmet Bakcan
- Muhammed Hamidullah: Sahabe Hayatının Günümüze Bir Yansıması

4. Tebliğ: M.Beşir Eryarsoy
- M. Hamidullah’a Göre İslam Hukukunda Devlet Yapısı

Namaz ve çay molası: 15.30-16.00

Üçüncü Oturum: 16.00-17.30
Oturum Başkanı: Dr. Beshir al-Jabri

1. Tebliğ: Prof. Dr. Ahmet Ağırakça
- Medine Vesikası’nın Yorumu

2. Tebliğ: Prof. Dr. Inayatullah Baloch
- M.Hamidullah, notion of the Caliphate and modern challenges to Muslim Ummah

3. Tebliğ: Prof. Dr. Halil Çiçek
- Muhammed Hamidullah’ın Kuran İlimlerinde ve Tefsirde Orijinal tespitleri

4. Tebliğ: Malika Dif
- Hamidullah, Repère de l’Islam en Occident

17 Aralık 2006

Birinci oturum: 10.00-12.00
Oturum Başkanı: Dr. Djelloul A. Saci

1. Tebliğ: Prof. Dr. İsmail Kara
-Hamidullah Hoca’nın Eserlerinin Türkiye’ye İntikali ve Tesirleri

2. Tebliğ: Prof. Dr. Salih Tuğ
- Hamidullah Nedir, Ne Değildir?

3. Tebliğ: Rashid Benaissa
- Un chercheur militant

4. Tebliğ: Prof. Dr. Hayrettin Karaman
- Bir Fıkıhçı Olarak Hamidullah Hoca

Namaz ve yemek: 12.00-13.30

İkinci oturum: 13.30-15.00
Oturum Başkanı: Prof. Dr. Şerafettin Gölcük

1. Tebliğ: Ali Bulaç
- Muhammed Hamidullah’ın Manevi Hayat ve İrfan Görüşü

2. Tebliğ: Prof. Dr. Vecdi Akyüz
- Hamidullah Hoca’nın İslam Hukuku ile İlgili Makaleleri

3. Tebliğ: Dr. İbrahim Haidara
- Temoignage d’un ancien étudiant de Prof. Muhammed Hamidullah à Paris

4. Tebliğ: Mustafa İslamoğlu
- Bir Siyer Arkeologu Olarak Muhammed Hamidullah

Namaz ve çay molası: 15.00-15.30

Üçüncü oturum ve kapanış: 15.30-17.00
Oturum Başkanı: Prof. Dr. Inayatullah Baloch

1. Tebliğ: Sadida Ahmad
-Dr. Hamidullah an overview of his contributions

Dr. Hamidullah and his teachers Picktall,
Asad and others Comparative differences in Islamic thought

2. Tebliğ: Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma
- Mektuplarındaki Muhammed Hamidullah Hoca

Değerlendirme
Kur’an-ı Kerim

Kapanış

Tags:

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Eserlerinden Tanıdığım Güzel İnsan İçin

"İslam Peygamberi" ni okuduktan sonra diğer bütün eserlerini de buldukça okumaya çalıştım. Müslümanca bir anlayışımın oluşmasında ve peygamberi anlama çabalarımda bana çok büyük katkıları oldu. Kendisine Allah'tan rahmet diliyorum.

Keşke İstanbul da olabilse idim ve bu güzel müslümanın hayatı ve yaptıkları ile ilgili daha fazla aydınlanabilseydim. Bu bakımdan bu sempozyumun çok önemli olduğuna inanıyorum.

Yetişmelerinde emeği geçen Türkiyeli Müslüman bilim insanlarının, Türkiye'yi ve Türkleri çok seven bu güzel eserlerin sahibi güzel insanın Türkiyede tanınması için ve eserlerinin daha fazla okunması için daha fazla şeyler yapmalarını isterdim doğrusu.

Ayrıca bu tür etkinliklerin İstanbulla sınırlı kalmasıda üzüyor insanı. Her ne kadar Yeni Şafak sayesinde "İslam Peygamberi" adlı eseri bir çok kişiye ulaşmış ise de, müsliman çevre tarafından yeterince okunup özümsendiği kanaatinde değilim.

Son olarak D Mehmet Doğan tarafından haklı olarak sıkı bir eleştiriye tabi tutulan, Hocanın mealinin Türkçe çevirisine de değinmek istiyorum buradan. Anlamadığım nokta Beyan Yayınları bu kitabı nasıl olur da hala janjanlı bir şekilde piyasaya sürerek satmaya devam eder.


Haddin Bilmek ve Birkaç Soru

Sayın Ahmet Camizoğlu,

Son olarak, diyerek belirtmiş olduğunuz noktaya dair birkaç sorum var size:

1-Hamidullah'ın mealinin özgün metni olan Le Saint Coran'ı okudunuz mu?

2-Çeviri metin olan Aziz Kur'an'ı okudunuz mu?

3-Kaynak metin ve hedef metni karşılaştırdınız mı?

4-Kur'an çevirileri konusunda D. Mehmet Doğan'ın birikimini neye dayandırarak itibar ediyorsunuz?

5-Aziz Kur'an'ı çeviren kurulun kimler olduğunu, nasıl bir çeviri süreciyle bu çalışmayı tamamladığını ve bunun ne kadar zamana yayıldığını biliyor musunuz?

6-Hangisi olursa olsun, bir meale dair konuşurken "janjanlı" gibi bir sıfatı kullanmakta sakınca görmemek için nasıl bir hadsizlikten geçtiniz de geldiniz?

Sorularımı tek tek yanıtlarsanız minnettar kalacağım.

AGU


Benimki Ortalama Bir Okur Hassasiyeti

Sayın Userin,

Fransızca bilmiyorum. Haliyle karşılaştırmalı bir okuma yapmam söz konusu olamaz.

Bu malum meali çevirenlerin, bu çeviri için ne kadar emek harcadıkları ve hangi süreç içinde bunu becerdikleri de beni zerre kadar alakadar etmiyor. Neticede bu malum çevirilerini bedavaya dağıtmıyorlar. İyiki de öyle yapmıyorlar.

Janjanlı ifadesi biraz tuhaf kaçmış olabilir. Belki böyle bir ifadeyi kullanmam yanlış olmuş olabilir. Benin kastım şekil itibariyle mükemmel bir ürün ortaya çıkarılmış olmasıydı. Halada aynı düşüncedeyim, gerçekten albenisi olan, güzel, harikulade bir dış görünüm hazırlanmış. Keşke “janjanlı” ifadesiyle, her ne kadar kötü bir çeviride olsa bir Kur’an mealiyle bu ifadeyi yan yana kullanmamış olsaydım.

Şekil yönünden bu kadar güzel olan bir kitapla karşılaşılıp alındığında ve okunduktan sonra insan hüsrana uğruyor. Ben bunu ifade etmek istemiştim. Evet, hüsrana uğradım. Okudukça kulağımı tırmaladı. Dimağımda bir tat bırakmadı. Zorlandım. Anlamı daraltan birçok uydurukcayla karşı karşıya kaldım. İslam’a, “teslimiyet”, müslimana “teslimiyetçi” demelerini sevmedim. Bu şekilde o kadar çok örnek verebilirim ama şu anda meal maalesef yanımda değil. Yanlış örneklerde vermek istemiyorum.

Ben çeviriyi yapanların kim olduklarını tanımam ve bilmem. D Mehmet Doğan’ıda tanımam ve bilmem. Yılların meal okuyucusu biri olarak, okuduğum onca mealin içinden Türkçe açısından en tuhaf meal bu meal geldi bana. Okumakta zorlandığım içinde ben mi bir şeyler kaçırıyorum diye birçok kez elimin altında bulunan diğer meallerle karşılaştırarak okudum. Ben dil uzmanı olan birisi olmasam da anamın konuştuğu dili anlayan birisiyim. Meali okurken D Mehmet Doğan’ın eleştirilerinden ve çevirenlerin kendilerini savunmalarından haberimde yoktu. Çok daha sonra Doğan’ın “Yüzyılın Soykırımı” adlı kitabını alıp bu meale yönelik eleştirilerini ve çevirenlerin kendilerini savunma sadedinde söylediklerini okuyunca, bu meali kitaptaki yapılan eleştiriler ile birlikte bir kez daha okudum. Zaten dilinden rahatsız olduğum mealin daha ne kadar çok yanlışlıklar içerdiğini görmüş oldum.
Doğanın söylediklerine itibar ediyorum çünkü eserlerinden Türk Dili hakkında ne kadar hassas olduğunu biliyorum.

Tesadüftür D Mehmet Doğan’ın kitabı şu an yanımda ve mealdeki yanlışlıklarla ilgili kitaptan birçok örnekler verebilirim. Ama burada bu uzun kaçar ve bu kitabı Türkçemizi sevenlere âcizane haddimi aşma (!) gibi olsa da tavsiye ederim.

Daha fazla şeyler söylemek isterdim Userin kardeşime ama beğenmesemde sabır sözcüğünün geçtiği ayetler malum mealde fena çevrilmemişler.


Fransızca bilmeyen Fransız

Ahmet Camizoğlu
Bugüne kadar birçok Kur’an tercümesi yapılmıştır. Şüphesiz bu çalışmaların hepsi övgüye layıktır; çünkü amacı, insanımızı Allah’ın kitabını anlamaya yöneltmektir. Ancak bu meallerin büyük bir kısmı emek harcanmadan, özen gösterilmeden yapıldığı için, istisnasız hepsinde az ya da çok Türkçe ifade ve sentaks hatası vardır. Bu durumda harcanan emek ve geçen süreç umurunuzda olmalıdır.

Okuduğunuz mealler içinde en tuhaf olanının bu meal olduğunu söylemişsiniz.
Salih Akdemir’in Akid Yayıncılık tarafından yayımlanan “Cumhuriyet Dönemi Kur’an Tercümeleri, eleştirel bir yaklaşım” isimli kitabına bir göz atarsanız iyi olur.


Ortalama Okurun Devasa Yargıları

Ahmet Bey,

(Sinirlerime hakim olabilmek için elimden gelen her şeyi yapacağım bu satırları yazarken. Ama zor, hem de çok... Sizden değil ama diğer okurlardan özür diliyorum.)

Gördüğüm kadarıyla sorduğum soruların hiçbirine evet yanıtını veremiyorsunuz. Buna rağmen aynı patavatsızlığı sürdürmektesiniz. Bu meale dair bilmediğiniz bu kadar çok şey varken, ortalama bir okur olarak, nasıl bu kadar devasa yargılara ulaşıyorsunuz anlamak mümkün değil.

Kaldı ki, sorduğum soruların hiçbirine evet yanıtını veremeyen biri olarak ithamlarınızı sürdürdüğünüzü görmek komik. İkincisi, harcanan emeğin sizi "zerre kadar" ilgilendirmediği bir çalışmaya -üstelik bunun bir meal olduğunu anımsatırım- pislik atmak büyük bir terbiyesizlik ve hadsizliktir.

Janjanlı ifadesi zaten sizin tercihlerinizin ölçüsünü göstermek açısından çok güzel bir ayarsızlık örneği. Üstüne konuştuğunuz şey, bir sigara paketi ya da cep telefonu değil, Allah kelâmının mealidir. Buna uygun ifadeler beklerdim sizden. Ama anladığım kadarıyla Aziz Kur'an'ın Yazıevi (Ahmet Kot) tarafından içeriği kadar titiz bir biçimde hazırlanan kapak tasarımının güzelliği de sizde garip bir nefret oluşuturmuş. Çünkü sizi bu tarz ayarsız bir ifadeyi kullanmaya iten şey devasa bir cehalet değilse köklü bir nefrettir ancak. Başka bir şey olamaz.

Mealin çevirisindeki Türkçe tercihine ve dil konusuna hiç girmeye niyetim yok. Ancak şunu belirtmeliyim: Meal anlam demektir. Yani anlamın aktarımı. Kur'an'ın Arapça metninde, Arpaça'nın dilsel özelliklerinden kaynaklanan ses ve ahenk özelliklerini bu çeviride bulamamış olabilirsiniz. Çünkü bu bir çeviri. Bu bir eksiklikse eğer, Arapça dışındaki tüm dillerdeki Kur'an meallerinde olan bir durumdur. Böylesi temel bir özellikten yola çıkarak Aziz Kur'an çevirisine cahilane bir biçimde saldıran Doğan'ın algılayamadığı basit gerçeklik de buydu. Ama Doğan gibi köylü bir kişiliğin medeniyet (Medine'den geleni), edebiyat, çeviri gibi ciddi konularda bilgisinin olmasını beklemek biraz uç bir hayal galiba. Aynı şey sizin için de geçerlidir.

Kelime tercihleri noktasında örnek vermek istemişsiniz ama hiç gerek yok buna. Ali Düz'ün linkini koyduğu yazıda, Doğan 'ın verdiği örnekler mevcut. Onların dışında bir şey söyleyebileceğinizi sanmıyorum. Ayrıca, o kelimelerin birçoğunun, Aziz Kur'an'dan önce çeşitli meallerde kullanıldığı da bilmediğiniz bir gerçektir. O yazıya ya da N. Ahmet Özalp'ın o yıllarda Kaşgar ve Yedi İklim'de yayınladığı yazılara bakarsanız konuyla ilgili yorum yapabilecek bir bilgiye ulaşırsınız. Yüzyılın Soykırımı'nı okuduğunuzu söylüyorsunuz. Lâkin orda okuduklarınız size sadece işin bir boyutunu, yani Doğan'ın söylediklerini gösterir. Özalp'in yazdıklarını da okumanızı ve ondan sonra konuşmanızı öneririm size. Şu halinizle ithamda bulunup terbiyesizlik etmek dışında bir imkan yok elinizde. Çünkü konudan bîhabersiniz tek kelimeyle.

Doğan'a itibarınız konusunda da şunları söylemeliyim: Ben, bu dilden, bu edebiyattan zerre kadar anlıyorsam, Doğan'ın sakat bakışına itibar edemem. Hiç anlamasam yine itibar etmezdim o da ayrı. Neden derseniz, Doğan herhangi bir konuda sağlıklı bir bakış açısı geliştirebilecek bir aydın ahlakına sahip bir kişi değil.

Öte yandan, Aziz Kur'an bağlamında Doğan'a dair şunu da eklemeliyim: Doğan, çoğu insanın lise yıllarında karşılaştığı ve bir süre sonra yanıtladığı bir sorunun karşılığı net bir biçimde verebilmiş biri değildir. Doğan, halen, Müslüman mıyım, yoksa milliyetçi-muhafazakar mıyım sorusunun net yanıtını verebilmiş değildir. Diğer saçma sapan seçeneğe yumruğu indirdikten sonra göğsünü gere gere "Evet, ben Müslüman'ın." diyemeyen birinin bir Kur'an mealine dair yaptığı yorumlara itibar etmemi kimse beklemesin.

Son olarak, daha fazla şeyler söylemekten söz etmişsiniz. Yalnız, önceki yorumumda sorduğum o çok temel sorulardan birine dahi olumlu yanıt veremeyen biri nasıl olur da konuşmaya devam eder şaşıyorum.

(Son okuma yapamadım. Düzeltiler için muhatabım da dahil tüm okurlardan özür diliyorum.)

AGU


Mesele anlaşılmıştır,

Mesele anlaşılmıştır, Userin kadeşim. Senin derdin kimin ne dediği değil, ne olduğuyla alakalı. Senin derdin göğsünü gere gere; “ ben Müslüman’ım” ve “ ben Türküm” diyenlerle.
Ya değilse bu kadar niçin hakaret edesin ki bana ve M. Doğan’a. Neticede sana olan cevabi yazımda (1)“janjan” ifadesini yanlış olarak kullandığımı kabul etmişim, (2)Fransızca bilmediğimi ve bundan dolayı karşılaştırmalı olarak okuma yapmamın mümkün olmadığını da ifade etmişim. (3) Yazdıklarımdan anlaşılacağı üzere, malum meali kaynak metnin dili açısından eleştirmediğimi (buna imkanda yok) ama iyi bildiğimi sandığım, çevirinin hedef dili açısından, yani Türkçe’miz açısından meseleye baktığımı da ifade ettim. Benim söyleyeceklerim bu kadar. Sure sure, ayet ayet, kelime kelime sadece beğenmediğimi ifade ettiğim malum mealle ilgili burada sanal ortyamda laga luga yapacak değilim seninle. Ama sen hakaret hakaret…. Mehmet Doğan köylüymüş. Aman Yarabbi! Bana ne, sana ne. Aydın ahlakına sahip kardeşim, aydınlığın belli oluyor, ahlakın ise gün gibi aşikar.

Tanrı Müslümanları, Allah Türkleri senin gibi aydın ahlakına sahip olanlardan korusun.

"Kurutulmuş et yiyen bir kadının oğlu" olduğu için övünen bir peygamberin ümmetinden olmak yeter bana. Tamammı Medineli, Şeherli, Kentli kardaş. Ne kadar güzel söylemişsin "köylü kimliği" diye. Bende köylüyüm.


Ilim erbabin, akil

Ilim erbabinin, akil sahiblerin kacirmamasi gereken bir sempozyum.
Cahillerde katilmali tabii ki. Menfaat icin ilim diyenler de. Yüzleri kizarir insaallah merhumu tanidikca.

H.Karaman, M.S.Hatiboglu, I.Kara ve diger üstadlarin bir programda beraber olmalari bir firsattir , kacirilmamali.
Merhum'a da bu yakisirdi.

Sunucularin yazilarini linklemissiniz, icerigide birgün dolacak mi? Yoksa bu teknik denilen sey bana yine bir oyun mu yapiyor?
Birinci sorunun cevabi evet olacaksa ne güzel, hizmet budur derim.
Ikinci sorunun cevabi evet olacaksa...=)

Umutsuzluga kapilanlar, lügatte IBLIS kelimesine baksinlar!


Sözü Dilde Hayali Gözde Kalan Hamidullah

Değerli akademisyen ve araştırmacı İsmail Kara'nın -bizce- başyapıtı Sözü Dilde Hayali Gözde'ye ilişkin bir yazıdan, Hamidullah Hoca'ya değinilen iki paragrafı buraya alıyorum. Hocanın çok karakteristik yanlarını yansıtması açısından anlatılan anekdot ve gözlemin önemli olduğunu düşünüyorum.

"...Hamidullah Hocanın vefatının kitabın oluşmasında ciddi bir etkisi vardır. Bilindiği gibi Hamidullah Hoca geçen yüzyılda Kur’an ve Peygamberimiz (s.a.v) üstüne yaptığı çalışmalarla zamanının kayda değer birkaç âliminden biri olarak geçmiştir literatüre. Kara’nın Hamidullah Hocaya dair ilk izlenimleriyse şu şekilde: “Kürsüye çıkarken bile farkedilen büyük bir tevazu, uzun ve iyice zayıf bir beden, uzun ve ince bir boyun, küçücük bir kafa, kalpak, canlı gözler, hafif ak düşmeye başlamış kırçıl sakal, acı, hüzün ve ızdırap mı yoksa hafif tebessüm mü olduğu tefrik edilemeyen bir beşâşet, bol kruvaze ceket, kravat takıldığında yakaları içiçe geçen geniş yakalı gömlek, tikten omuzları sürekli inip çıkan, burnu hafifçe hareket eden bir mübarek sima, mütehakkimânelikten tamamen uzak bir tavır ve üslup...”

Hamidullah Hocayla ilgili anlatılanlar arasında Arapça bilmenin önemine dair kısa ama güzel bir anekdot var: 1969 yılında İstanbul İmam-Hatip Okulu öğrencilerine yaptığı konuşmasına şu sözlerle başlar Hamidullah: “Size İngilizce hitap edebilirim, size Fransızca hitap edebilirim, size Almanca hitap edebilirim, size Urduca hitap edebilirim, hatta biraz kendimi zorlasam Türkçe de hitap edebilirim. Fakat size Arapça hitap edeceğim, çünkü Arapça biz müslümanlar için anadilimizdir, çünkü Peygamber Efendimiz’in zevce-i tâhireleri bizim analarımızdır, onları ümmü’l-mü’minîn (müminlerin anası) olarak yâd ederiz, bütün müminlerin analarının dili Arapça idi...” Bu vurguyu yapan ilim adamının oniki dilde okuyabilen, beş-altı dilde konuşup yazabilen biri olması da ne kadar anlamlıdır."

AGU


Peygamberi anlatan naif adam...

İhsan Süreyya Hoca'nın ifadesiyle, sadece İslam Peygamberi eserinin teliflerini alsa 3 milyon dolar civarında bir servete sahip olabilecek bir mümin Hamidullah.

Buna rağmen paraya tevessül etmeyip sadece kitaplarının daha ucuz fiyatlarla satılmasını talep etmiştir.

Vefat ettiğinde kelimenin tam anlamıyla kefen parasını denkleştirecek kadar bile parası yoktur.

Peygamberi anlatan, İstanbul aşığı bu naif adamı anmak önemlidir. Allah razı olsun. Umarım ilgili arkadaşlar düzenlenen programa iştirak ederler.

İstanbul'u sevmek de peygamberi sevmekten mülhem değil midir zaten..

Allah rahmet eylesin...