renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Yağmur Yağınca Güzelleşen Şehirler

Anı ölümsüzleştirmek için uğraşıp duran insanlar vardır çevrenizde. Tatile gittikleri yerlerde; her tarihi eserin, ağacın önünde poz vermeyi marifet bilirler. Ellerinde kamera, cep telefonu, fotoğraf makinesi; bazı kareler yakalamaya çalışan bir sürü insan görürsünüz. Bunlar anı ölümsüzleştirmek için yola çıkmışlardır; ama ne yazık ki bir türlü anı yakalayamazlar, anda olamazlar, anı yaşayamazlar.

Yağmur yağınca güzelleşen şehirler vardır. İnsanların kimisi yağmura yakalanmışlığın verdiği şaşkınlıkla koşuştururken sokaklarda, kimisi aylardır bu anı bekliyormuşçasına aldırışsız yürümeyi tercih eder. Bir de elinde çay bardağıyla bu manzarayı pencereden seyre koyulanlar vardır. Haftalardır ilhamı bulamamış genç şairler misali heyecanlı, sevgiliyi arayan aşıklar gibi düşünceli…

Gök gürlemeden başlamıştır yağmur. En entelektüelinden, en mürekkeb yalamamışına kadar herkes düşüncelere dalar gider. Top peşindeki çocuk çamurlu elbiselerle eve nasıl gireceğini düşünürken; büfeci, gazeteleri içeri almakla meşguldür. Bir şehirden yağmur altında ayrılmak, en az o şehre yağmur altında girmek kadar güzeldir: İkisi de berekete işarettir: Duygular alıp başını gitmiştir.

Yağmurun hiç kimseye/ hiçbir şeye adaletsizlik etmeden çiselemesi, sevdiğinden ayrı düşmüş bir meczubun gözyaşlarını andırır. Firakın içi kanatıp durduğu günlerde “işte rahmet, işte bereket” diyerek; sırılsıklam ıslanmak için sokağa çıkmak, yürümek ve kim bilir belki de sevgiliyi aramak. Sevgiliyi: Cenab-ı aşkı, son peygamberi… Uzağında yaşamak mecburiyetinde olduğunuz bir şehri, başka bir şehrin sokaklarında aramak ne büyük çaresizliktir…

Uzakta olmak, uzağında olmak, uzağına düşüp durmak… Zaten uzaktayken bir daha uzağa düşmek… Uzun süre anlamlandırmaya çalıştığınız bir hayatın tekrar anlamsızlığa dönüşmesi gibi bir şeydir bu. Tam da bütün soru(n)lar, bütün bekleyişler, bütün var(a)mayışlar bitti derken başka bir boşluğa düşmek… Sanırsınız ki; artık bütün cümlelerin adamakıllı bir yüklemi olacak. Hayal kırıklığı! Öznesini de kaybetmiş cümlelerin orta yerindesinizdir: Kelimeler, kelimeler…

Vazgeçemeyeceğiniz şehirler vardır. Ben bu şehrin nesine aşık oldum diyecek fırsat bile bulamadan kaptırırsınız kendinizi. “Ne bu şehrin sokaklarında büyüdüm, ne de ömrümün ilk on beş senesinden önce gördüm bu şehri. Ama gördüm ve bağlandım.” gibi cümleler… Artık fırsat buldukça kaçamak yapılan ve yeni yeni anlamlar yüklenen bir şehir olmuştur bu şehir.

Vakitsiz ziyaretler, şemsiyesiz yağmura yakalanmak gibi sonuçlar doğurur. Yağmurun altında herkes koşuştururken; saçlarının ıslanmasına aldırmadan yürüyenler, hatta adımlarını yavaşlatanlar vardır. Yarının hesabını bir türlü yapamayan, anı yaşama uğraşısında olan insanlar... Yanına ne bir fotoğraf makinesi, ne bir kamera, ne de bir not defteri alacak mecali kalmıştır: Yorulmuştur, usanmıştır. Güç bela otogara atabilir kendini. Hava raporlarını dinlemenin bedeli, yazlık bir ceketle sabahın ayazında yağmur altında yürümektir…

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Uzak Şehir

Uzağında yaşamak mecburiyetinde olduğumuz şehri düşlerken mi tutuluruz en yakınımızdaki şehre?...
Yağmurda her şehir biribirine benzer, ondan belki...

tık tık tık. . .

eyvallah... iyi bir yazı olmuş...