'yalnızlık sözleri' düşünce ve edebiyat dergisinin 10.(eylül-ekim) sayısı çıktı.
10. sayıda, ali saldıran 'bir başka açıdan infak 3' başlıklı yazısıyla infak yazısının sonunu getirmiş.-bu metinlerin topluca okunması gerektiği düşüncesindeyim-
muhammed koç, 'uydum hazır olan kapitalizme'; yusuf yavuzyılmaz 'moderniteye direniş'; ebu zerr said 'muhalif ya da muharref olmak'; peren birsaygılı 'doğunun taşlaşmış vicdanı' başlıklı yazılarıyla bu sayının deneme yazarlarından.
erol biçer tarafından bahaeddin sağlam'la, kapatılan nokta dergisi için yapılan, maalesef dinci yobazların yayınlanmasına müsaade etmedikleri , 'evrim teorisi ve adem meselesi' başlıklı ropörtaj dikkat çekici. ve bir yanıylada üzeri devamlı kapatılmış bir mevzu(evrimin islami anlamda var olması) adına önemli düşünce ve veriler içeriyor.
derginin başından bu yana tarih yazıları kaleme alan murat yıldırım ise bu sayıda da tarih yazıları devam ediyor ve 'kör taassubun kurbanı: patrona halil ve serdengeçtiler' yazısı ile kimi muhafazakar-devletçi-milliyetçi tarihçilerimizin 'hamam tellakı, serseri' yakıştırmalarıyla devamlı lekeledikleri/çamur attıkları patrona halil ve isyanına dair geniş bir yazıyla açıklık getiriyor.
gene bu sayıda özgür-der sakarya başkanı kadrican mendi'nin 'siyasal bir sembol olarak başörütüsü' başlıklı yazısı hem müslüman hemde profan kafanın başörütüsünü nasıl anlaması üzerine önemli bir metin gibi gözüküyor.
ayşenur bulut'un 'gökten yağan bacakların değişen yok haritası' başlıklı yazısı ve kemal sayar'ın 2002 yılında Marmaris’te düzenlenen 33. Ulusal Psikiyatri Kongresi’nde konferans olarak sunduğu 'sömürgeciliğin karşısında psikiyatrist: frantz fanon' başlıklı yazısı derginin en dikkat çekici metinlerinden... dahası yalnızlık sözleri okunmayı ve en önemlisi anlaşılmayı bekliyor.
Yorumlar
yalnızlaştırılmış bir kitlenin 'çığ'lığı!
Pzt, 22/10/2007 - 16:48 — mehmet fatih k.yalnızlık sözleri bu ülkedeki yalnızlaştırılmız insanların sesine ahenk katıyor sayı be sayı!
benim 'sosyalist müslüman' çizgide gördüğüm dergi bir boşluğu doldurmak açısından bulunmaz bir nimet.
mesela son üç sayıdır ali saldıran'ın infak üzerine yazdıklarını göz önünde bulundurarak konuşursak bile ne demek ve nasıl demek istediklerini ziyadesiyle görürüz.
şu anda ulaştıkları yerler kısıtlı olsa bile - ki ben öyle biliyorum, yanlışsa düzelt zahit kardeşim - bir kitle oluşturabildiklerini ve daha da önemlisi hep tekrarladıkları gibi 'anlaş'ıldıklarını düşünüyorum.
ayrıca ilk sayılarında 'edebiyat ve düşünce dergisi' daha sonra bunu değiştirerek 'düşünce ve edebiyat dergisi' olarak çıkmaları da bakıpta görebilene birçokşeyi anlatıyor galiba.
yolunuz açık olsun!