renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

On yaşındaki kızlara güzelleme...

On yaşındaki kızların hayatını, erkeklerin anlaması mümkün müdür?

Sanırım değil...

On yaşındaki bir kızın neler hissedebileceğine, nelerle ilgilenebileceğine, hayata nasıl baktığına dair bir bilgim yok.

Dışarıdan bakan gözler olarak bazı şeyler söyleyebilir miyiz?

Belki evet...

On yaşındaki bir kızın gözlerinden taşan bir hayatın izlerini okumak mümkün olabilir.

Çocuklukla ergenlik arasında bir dönem olması nedeniyle kafası karışık bir yaş dönemi olduğunu tahmin ediyorum. Çocukça davranışlarının çevredekilerin gözüne batabileceği endişesi bu kızların sosyalleşmelerinin ilk belirtilerinden biri.

Hala deli gibi oynama arzusunu taşıyor ama oyunun tarzı değişmiş. Okuldan fırladığı gibi evine ya da okuluna yakın bir parkta canı çıkıncaya kadar oynuyor. Ama eline küçük bebeklerini alıp, uzun uzun onlarla konuşmuyor mesela.

On yaşındaki bir kız artık çevresinin tamamen farkında. Sosyal ilişkiler boyutunda yeni anlamlar katılıyor hayatlarına. Farkedilmek, güzel olmak gibi duygularıyla tanışıyorlar ve kızlarla, erkeklerle olan ilişkilerinde birtakım değer yargılarının eşliğinde tavırlar geliştiriyorlar. Ayıpları, günahları, doğruları ve yanlışları bireysel ve sosyal düzlemde yerli yerine oturtuyorlar.

On yaşındaki kızlar annelerine daha bir dikkatli bakıyorlar mesela. Ve elbette çevrelerinde duran ablalarına! Onların saçlarına, makyajlarına, başörtülerine, hareketlerine, giyim ve kuşamlarına.

Ablalara sanki daha çok bakıyorlar.

Fısır fısır konuşabilecekleri konular ekleniyor hayatlarına. Artık onların da başkalarından gizlemeleri gereken konuları var. Bu yüzden kıyıda kenarda annelerinin, erkeklerin, babalarının, kardeşlerinin duymamaları gereken konular konuşmaya başlıyorlar.

On yaşındaki kızların ayna karşısında geçirdikleri zaman artıyor. Saçlarına daha bir dikkatli bakıyorlar, gözlerine, yanaklarına dikkatle bakıyorlar. Boy aynalarına merakları artıyor mesela. Vücutlarını incelemekten ayrı bir haz duyuyorlar, büyüdüklerini görmekten.

On yaşındaki kızların vücudunda da hızlı değişimlerin başladığını da söylemek mümkün. Boyları uzamaya, hatları belirmeye başlamıştır.

Artık okullarında abla sayılabilecek bir yaş dönemindedirler ayrıca. Kardeşlerinin elinden tutup okula birlikte gelme yaşıdır, on yaş.

On yaşındaki kızların üzerine daha çok şey söylenebilir elbette.

Şimdi soru şu; on yaşındaki Nurhan'la ilgili ne söyleyebiliriz?

Bütün bu anlattıklarımın on yaşındaki Nurhan'ın hayatındaki karşılığı nedir?

Hiçbirinin anlamı yok!

On yaşındaki Filistinli Nurhan, merhametsiz bir İsrail kurşunuyla, okul bahçesinde oyun oynarken şehit edildi.
İnna lillahi ve inna ileyhi raciun...

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

AA : İsrail tankı 10 yaşındaki Filistinli kızı öldürdü

Anadolu Ajansı : İsrail tankı 10 yaşındaki Filistinli kızı öldürdü (Ock 31, 2005 - 06:20 PM)

Gazze Şeridi'ndeki Refah mülteci kampında 10 yaşındaki Filistinli bir kızın, İsrail tankının ateş açması sonucunda öldüğü bildirildi.

Filistinli yetkililer, İsrail tankının ateş açtığını ve kamp içindeki okulda bulunan kızın başından isabet alarak öldüğünü, 7 yaşındaki bir kızın da yaralandığını söylediler.

İsrail ordusunun, İsrail ile Filistinli militanlar arasında, resmi olmayan ateşkes uygulaması olmasına rağmen tanktan ateş açılmasının nedenini araştırdığı belirtildi. (AA)

***

Ajanslara bu haber düştü... Onca haber arasından bir haber... Enformatik çöplğümüze düşmeyi bekleyen bir haber...

İsrail, Tank, 10 Yaş, Filistinli, Kız, Öldürülmek...

Her bir kelimesi üzerine ayrı bir mütalaa mümkün. Bir araya geldiğinde alelade bir haber niteliğine bürünebiliyor işte. Gazetelerin dünya sayfalarında ortadoğuya dair bir şeyler söyleme gereği duyan gazeteler yukarıdaki cümlelerin sağına ve de soluna yeni cümleler ekleyerek bir haber ortaya çıkarabiliyorlar... Sıradan bir haber... Ne ilk ne de son haber...

Adı Nurhan'mış... Okulunun bahçesindeymiş... Şimdi sırasını boş bırakmış arkadaşları... Bir kaç buket çiçek koymuşlar masasının üzerine... O çiçekler Nurhan'ın canlılığı karşısında canlı kalmanın anlamsızlığını farkettiklerinde soldular...

Nurhan oyun oynarken bir mermi onun oyununu bozabileceğini düşündü. Mermi Nurhan'ın vücudunda tanıştığı Filistin kokulu kanla yüzleştiğinde, Nurhan'ın oyunun öyle kolay kolay bozulamayacığını anlayabildi. O oyuna sadece bir ara verdi. Nurhan oyununa dilediğince devam edecek şimdi.

Be hey hain mermi! Sen Nurhan'ın vücuduna saplandığında o kazanıyor işte. Ve seni gönderen el kaybediyor her seferinde. Tüm dünya kaybedenin Nurhan olduğunu düşünüyor oysa ve kazananın katiller olduğunu.

Be hey enformatik cahiller! Siz Nurhan'ın öldüğünü sanıyorsunuz. Oysaki Nurhan O'nun katında yaşıyor.

Bizden önce gidenlere selam olsun...

Ülkemizin yanıbaşında olan savaşın patırtıları "semra hanım ve oğlu ata" ile oluşturulan suni gündemlerle sümenaltı edilmek istenirken. Bizler Okulların duvarlarına reklam almayı tartışırken, komşumuzun okullarının duvarları kanlarla boyanıyor. O kadar normal karşılıyoruz ki kardeşlerimizin ölmesini sadece akşam haberlerinde yer alıyorlar düşüncelerimizde, bazılarımız için çok bile geliyor onlara ayrılan zaman..
Medyamız o kadar duyarsızki; Yanıbaşımızda bir katliam yaşanırken kızını satan p...venk annelere ayırıyor haberlerini
İnsanımız o kadar duyarsızki; Yanıbaşımızdan Nurhanlar katledilirken, o..spu kızların yaşadıkları daha çok işgal ediyor zihinleri

Ey Nurhan bazı adanmış insanlar vardır bilirmisin? Meryem'in kutsallığında, Rabinin lûtfuyla; Şehadeti haketmiş insanlar

Bizden önce gidenlere selam olsun...

yas 10

on yaslarindaki kizlarin özellikleri sizin aktardiklarinizdan cok daha farkli, en azindan cok daha farkli on yas devri gecirenler var,
ayni yazinin sonunu bagladiginiz Nurhan gibi..
O da bazilari gibi saydiginiz hallerde hic bulunmadi belki, cunku farkli bir renkle gecmisti zaten 10 yili..
ve belki de o da sehadetin kokusunu duyup allara bürünmek istiyordu ki
ablalarina bakmayan ve sokaklarda cilginlar gibi oynamayan ve kendini incelmeyen diger yasitlarindandi..
belki de bu yüzden o secilmisti koca bahcede..

velhasil yas 10 bile olsa, kiz bile olsa
büyüdügü bahce önemli!
ve bu konularda genellemeye gidemiyorum ben..

biliyorum dualarimiz var..

göz gerekmez görmeye,
yürek gerek maşuk'a vecde..

Sur'a üflenmeden

Havadan sudan bahsetmeden
Ve ekonomik trentlerden hemen önce
bir haber düşer bültenlere
Yetkililer gereken açıklamayı yapar;
Nurhan kazaya kurban gitmiştir
Teröre karşı sıkıldığı için hoş görülmesi gereken
ve kutsanmış rakamlarla yedi altmış beş çapında
Kahraman askerlerin taş olmuş yüreğinden
Tespit edilememiş bir yere çarparak seken
Serseri bir kurşunla
Yani hesabı gibi/ile büyüklerin
bir çocuktur kaybedilen
Saflığından beslendiğimiz
Ey! kana sıvaşmış beden
Günahsız ellerinle dua et Nur'a
Biz de yanına varana değin
Üflemesin diye Sur'a

Bir gül at, bir gül daha...

Neyi nasıl söylemem gerektiğini yada bir şeyler söyleyip söylememem gerektiğini bilmiyorum. Hayatta neyin ne kadar önemli olduğunu tartışmak gibi bir şey bu içimdeki. Çocuk olmak... Evet dünyanın en masum yüzü bu. Müslüman, Hristiyan, Musevi, Ateist, deist değişen bir şey yok. Hepsi çocuk çünkü!

Nurhan'da çocuktu.

Suçu neydi peki?

Sessizlik

...

Tarık Tufan'ın bir başka yazısı aklıma geliyor birden...

Kudüs kana bulandı...
Şehit sayısı artıyor.
Ah kalbim! Yok et kendini.
Mescid-i Aksa'nın gözyaşları sızıyor Ömer Camii'ne.
Kudüs sevilmeden insanlığa girilemez diyor usta.
Biz ne çok ölüyoruz Tanrım!
Bugün çok bozuğum çocuklar.
Gidin biraz Kuran okuyun.
Albayrak bize intifadanın generallerinden bahset. Taşı nasıl fırlattıklarını anlat dostum.

İnna lillah ve inna ileyhi raciun...

Varlığın Yeter...

Dünyanın Bütün Çocukları Kardeşimdir

Rengi,dili,dini,fiziği ne olursa olsun çocuk çocuktur..Çocuk müslümandır..Bize kardeştir..Masumdur..Dünyanın her neresinde hangi sebeple ölürse ölsün onlar cennetliktir..
Nurhan,Jerry,Suzan hepsi...

''yapmacıklarla değil gerçeklerle olmalı her şey''

ne çok acı, çocuk, ölüm..

acıların bitmediği yegane diyardır yüreklerimiz..

"ne çok acı var"
ne çok cocuk var
ne çok ölüm..

heyy dünya..
nurhan bir kelimeden mi ibaret allah aşkına?..

(BİZ burada
bir bayrak yükselttik gövdelerimizden
ölümsüz bir leke bırakmak üzere
hayatın gittikçe kararan yüzünde(

Güzel okuyorsunuz,ağzınız düzgün,mahreçler sağlam...

der hafız yetiştirenler...

Küçük kız çocukları hepsi okunacak bi kitab !
Rabbin lütfu olsa gerek yakinen okuduğum 2 kitab var...
Yazınızı bi çırpıda okuyor ,okurkende kendi kitablarımın hayalleriyle çoğalıyordum zihnimde ki ;
Nurhan 'dan 'bahis' açıldı.
Bi acı çöreklendi yüreğime...
Acıttınız yani...
Önce hüsnü niyetle empati! bu olsa gerek dedim.
Sonra hışımla onlar(bilirsiniz onlar işte) gibi bu da duygu sömürüsü yapıyo dedim.
Daha sonra derinlerde bi ses hayır ! nefsim hoşlanmasa da bu empati ! diyebildim...

"Şimdi soru şu; on yaşındaki Nurhan'la ilgili ne söyleyebiliriz?"
demişsiniz.

daha sabah yaşadığım anı :

"-Böceğim(9) ve Çiçeğim(8) !
-Siz benim canlarımsınız.Sizi veren Allah'a kurban olayım.
-Abla !
-Efendim Balım!
-Biz seni sevioruz ,kurban olmasan bizi verene adak olsan ...
-Adak olsam...
...Gülüşmeler...:S ..."

Şimdi ;
Kendi ellerimle Böceğim(9) ve Çiçeğim(8) 'i bir insan kasabına yani onlara teslim etmedikçe ne ben ne de siz bu sorunun cevabını ver(e)mezsiniz.Biz bu soruların cevabını verebilseydik,Türkiye'yi aBd şıllığının elinden kurtarıp ,kendi Nurhan'larımızı korumuş olurduk...

.....
"masal bu ya;

bi yokmuş..bi varmış..
aslında O hep varmış..
yok deyene var deyene 'ar'mış..
zira ; var deyen yok gibi
yok deyen var gibi yaşarmış..
Cennet misali bi de ülke varmış..
O ülkede bilenler varmış..
ve dahi bilmekten yorulanlar varmış ..
Ama Ol'anlar yokmuş,yada yok gibi yaşarmış..
Çiçek ve böcek yetiştirenler yokmuş..
Bahçe varmış ama bahçevanlar mızıkçılık yapar oynamazmış..
O ülke'de çiçekler ve böcekler lağam kokulu bi dereden(tv) beslenirmiş..
Bi gün bi bahçevan uyanmış..Bakmış çiçek,böcek o kadar çok ki...
Sağa koşmuş..sola koşmuş.. Yetişememiş ...
Diğer bahçevanları uyandırmış bir bir..
Lağam suyuna o kadar alışmış ki bahçevansızlıktan uzak çiçekler...
Hayat suyu(Kitab)ndan beslenmeyi ya hiç öğrenememişler,ya da hemencecik unutuvermişler..
Bahçevanlar hüzünle,gamla,kederle tutmuşlar ellerini çiçeklerin ve dahi böceklerin ..
Ya Nasib ! yangından ne kurtarırsak kardır deyu ,dilleri kavli duaya,elleri fiili duaya durmuş ...
"aBd anaforundan kurtulmak için OKU(n)MAK lazım annelerimize.......... !

bi dua;

"ey bizi halden hale çeviren Allah'ım !
halimizi en güzel bir hale tebdil eyle ...
Sular canına kadar çekilenlerin, feryadı mabet mabet dikilenlerin... Çığlıkları boğazlarına yürüyenlerin, geceyi kurşun kurşun sürüyenlerin... Vatanında özgürlükten koğulanların, gözyaşlarında acıyla boğulanların... Can sermayesi savaşta bitenlerin, cananı kurşun kurşun yitenlerin... Duası kabul olan insanların ve cinlerin, sesi çığlık çığlık olmuş ceninlerin kalplerindeki istemeleri iste, çaresâz ol çaresizlere... "

"http://www.duaile.org/news.php?newsid=308"

/yoruldum mu ..
daha yaşamaya başladım mı ki../

ahhhhhhhhhh ki ne ah hep ka

ahhhhhhhhhh ki ne ah
hep kaybedişi mi oynayacağız
elerine sağlık abi

rachel corrie ve diğerleri

güzel nurhan.
senin yaşında çocuklar ilkokul üçüncü sınıfa gidiyorlar ülkemizde, sen şehadete.
rachel corrie ve diğerlerine
"emanete sahip çıkamayacak bunlar " dersin.