renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

YouTube Çılgınlığı ve Mini Popüler Mekanizmalar

Youtube

YouTube diye bir internet sitesi var (daha ilk cümlem bile reklam içeriyor galiba, ama inşallah yazının bütünü sitenin bir reklamı değil, kritiği vazifesi görür ve öyle algılanır). YouTube son yıllarda artık herkesin duyduğu popüler bir site. Google'a bağlı bir vidyo paylaşım sitesi olan YouTube'un, kısa zamanda çok büyük bir ilgi topladığını hemen herkes duydu artık. Meşhur sitemiz, gazetelere, dergilere, televizyonlara haber olmaya başladı. Hatta sitede yayınlanan bazı vidyolar ülkeler arasında ciddi çalkantılara neden oldu. Özellikle ilk kez YouTube'da yayınlanan ve uluslararası haber değeri taşıyan vidyolar sitenin izlenirliğini oldukça artırdı.

Günümüzde ilerleyen teknolojiyle birlikte iletişim, görüntüleme, vidyo çekim ve paylaşım olanakları arttı, kameralı cep telefonları çok yaygınlaştı. Bu yaygınlık, paylaşım olanaklarına olan ilgiyi ve farklı paylaşımların ortak bir zeminde görülmesi ihtiyacını artırdı elbette. Özellikle gençler bu imkânlara yoğun ilgi gösterdi, ve bu ilgi YouTube'da zirveye ulaştı. Ve sanki bir tür vidyo paylaşım akımı oluştu. Sanki değil, oluştu gerçekten. Öyle ya, günde 100 milyondan fazla vidyo izleniyor YouTube'da.

YouTube sitesinin en farklı yanı herkese, hemen her türlü vidyosu için açık bir site olması. Ayrıca siteye sanırım istediğiniz kadar vidyo gönderebilme imkânınız var. İlginçtir ya da değildir, ama, YouTube'da milyonlarca izleyiciye ulaşan, gösterime giren pek çok sinema filminden daha çok izleyiciye ulaşan vidyolar var. Bu da tabi gençliği damarından yakalayan bir şey, yüzbinler, milyonlar... seni izleyecek, ya da sen'in yaptığın bir vidyoyu.. vay canına!.. durumu yani.

YouTube için hepten kötüdür, berbattır ve iğrençtir, kapitalisttir ve keferedir demiyorum; ama sitenin ve siteye gösterilen ilginin, özellikle gençlik üzerindeki önemli bir çöküntünün, arzunun, psikolojinin yansıması olduğunu düşünüyorum. YouTube'un olumlu, hoş karşılayabileceğimiz özellikleri de vardır, bunlardan bahsederiz belki; ama öncelikli konumuz sitenin gördüğü ayna vazifesi olmalı.

Popüler kültür dediğimiz şeyin, her bireyin içine soktuğu, her bireye kaçınılmaz olarak hissettirdiği bir şey var: Star olmak.

Popüler kültürün araçlarına ve üretimlerine katkıda bulunan her bireyde, böyle bir arzu oluşuyor: 'Star' olmak, meşhur olmak, herkes tarafından tanınmak... Bir sürü gazete, dergi, televizyon, alışveriş ve eğlence merkezi bunu aşılıyor insanlara. Sürekli ünlülerden onların özelliklerinden, nasıl ünlü olduklarından, zevklerinden, ünlü olma yollarından, ünlü olanlara gösterilen rağbetten, sevgi ve saygıdan... bahsediliyor.

Sıradan konular-uğraşlar gibi gözüken şeyler içinden birden parlayan tiplerden bahsediliyor; herkesin aslında böyle olanakları, şansları olduğundan...

Böyle bir ortamda yaşayan insanların, bu ortamı besleyen bir yaşama biçimine sahip insanların, üzerlerine boca edilen starlık hâlleri, görüntüleri, saygınlıkları durumuna karşı bir haz beslemeyeceğini düşünebilir miyiz? Ben de keşke... demeyeceğini yani? Düşünebileceğimizi düşünenler varsa düşünmeye devam etsinler bakalım...

Bu popüler kültür, her bireyde oluşturduğu star olmak arzusunu Youtube kanalından da parlatıyor. Kimi vidyoları çekenler televizyonlara çıkartılıyor, gazetelerde konuşturuluyor, dergilere röportaj verdiriliyor. Bunları gören genç de elbette ben de diyor, ben de.. ama nasıl olabilirim ben de meşhur? İşte YouTube karşında! Çok basit bir sürü vidyo var YouTube'da. Çek sen de bir vidyo, meselâ biriyle dalga geç, ya da bir çılgınlık ânını görüntüle bir şeyin, vaaav dedir, anormal bir şey yap!.. Şansını dene! Şans şans şans! Onlar kazandılar!

Gençlik dikkatini buraya doğru koşturmasın da ne yapsın değil mi? Hadi, seni izleyecek yüzbinler, durma, bak görmedin mi onları beyaz şova çıktılar, ilginç bir iş çıkaran dikkat çekiyor abi, kimse kimsenin hakkını yemez, bak görmedin mi onları beyaz şovu izlemedin mi?:)

Böyle işte.

Sisteme yeni giren bir şey, sisteme birçok açıdan malzeme sunuyor. Öyle olmasa zaten sisteme giremezdi, ve bu kadar parlatılmaz reklamı yapılmazdı. YouTube'dan önce kurulmuş, Google ve bazı başka kurumlara bağlı vidyo paylaşım siteleri de var. Ama onlar YouTube kadar ilgi çekmiyor. Bunun pek çok sebebi vardır. Ama zaten, bir şey, diğer popüler olanlardan daha popüler olmalıdır; popüler mekanizmaların ilkesidir bu. Aynı konunun ünlüsü birden fazla kişi ya da kurum olabilir; ama bir kişi ya da kurum "en" olmalıdır her zaman. O en'lerdir; reklamda, reytingde, saygınlıkta, güçte en iyi olanlar. Ama eğer, Dünya Sistemi'nin (kapitalizmin), popüler kültürün, oluştuğu ve yaşadığı mekanizmalardan, bu mekanizmaları işleten siyasetten bîhabersek, işte YouTube'un da diğer sitelerden daha popüler olmasını teknik sebeplere filan bağlarız. Meselâ reklam imkânları, veritabanı kapasiteleri, içerik genişliği, vidyo seçim ve sunum biçimleri filan. Bunlar bir şeylerin sebebi değil, sonucudur oysa. Sebep mantıkta, sonuç araçlardadır.

Ne diyelim, YouTube gibi bir araç bir imkân böyle bir çılgınlık oluşturmasaydı keşke. "YouTube Kitlesi", "YouTube Gençliği" diye bir tanımın oluşmaması lâzım! Popüler, magazinel bir çılgınlık alanına dönüşmemeli YouTube; meşhur olmak isteyenlerin ya da gürültü çıkarmak isteyenlerin, provakasyon meraklılarının, reklamcıların düzeysiz vidyolarıyla dolup taşmamalı. YouTube'un bu yönüne katkıda bulunmamalıyız!

Yukarıda yeni bir vidyo paylaşım akımı oluştuğunu söylemiştim (akım yani 'belli' bir 'yoğunluğun' belli bir 'yöne' doğru akışı, her akım kendine göre bir merak dalgası da oluşturuyor). İşte YouTube'un başkanı Chad Hurley'in tırnak içindeki ifadesi konumuz açısından çok türlü yorumlanmaya müsait sanırım. Harley, YouTube'un "insanların medyadan yararlanma biçiminin değişmesinde ve yeni bir klip kültürü yaratılması sürecinde önemli bir rol oynadı"ğını söylüyor.

Harley'in bahsettiği yeni medya algısı ve klip kültürünün sakıncalarını konuşmaya çalışıyoruz. Harley'in, YouTube ile sözünü ettiği küresel kültür tüm ülkelerin içine giriyor, tüm ülkeleri etkiliyor; fakat bu evrensel modeli, etkiyi kontrol eden sadece bir kurum ve onun yöneticileri. O yöneticilerin dünya görüşü, ahlâk ve estetik anlayışı. Bu durum farklı kültürlerin hassasiyetlerinin gözardı edilmesine yol açıyor ister istemez. Bir kişinin tek başına çekip (tüm dünyaya) gönderdiği bir vidyoda kimi ülkelerin milli ve hatta anayasal hassasiyetlerine aykırı unsurlar bulunabilir (defalarca bulundu da). Bu genişlik ve dağınıklıktan istifade edenler de var tabi. Bazı provakatörler çektikleri vidyoları YouTube'da yayınlayarak kitlelerin karışmasına neden olabiliyor. YouTube'da bu şekilde yayınlanıp da ülkeleri karıştıran, ciddi diplomatik tepkilere neden olan vidyolar bulunabiliyor. Geçtiğimiz ay yaşanan bir vakıa meselâ: Yunanistan'da bir komando askeri birliğinin eğitimi sırasında askerler, söyledikleri marşları, şarkıları cep telefonlarına kaydedip YouTube'da yayınladılar. Arnavutlar hakkında aşırı milliyetçi hakaretler içeren bu vidyolar çok tepki topladı ve Arnavutluk hükümeti sert tepkiler verdi. Fieri şehrinde protesto gösterileri düzenlendi ve Yunan bayrakları yakıldı. Yunanistan Savunma Bakanlığı açıklama yapmak zorunda kaldı ve soruşturma açıldı. Böyle pek çok spekülasyona konu oldu YouTube. Bir misal de Türkiye'den: Atatürk'e İngilizce hakaret eden bir vidyonun yayınlanması üzerine, açılan dava sonucu, sitenin Türkiye'den yayını bir süreliğine durdurulmuştu. Ve daha sonra Peygamberimize yapılan bir hakaretten dolayı da... İşte başta da dediğimiz gibi sitenin, "hemen her türlü" vidyoya açık olması, ve yayınlanma sürecinde içerikler konusunda yeteri kadar hassas ve titiz olunmaması ciddi bir sorun. Bir ülke için yasal olan bir vidyo başka bir ülke için suç unsurları bulundurabiliyor. Ve dünyanın her yerine yayılan internet bağlantısı sayesinde, bir vidyo her yerde izleniyor, böylesine geniş bir etkiyi ise, sadece bir şirket ve onun yöneticileri kontrol ediyor. Bizler ancak suç unsuru oluştuktan sonra müdahele edebiliyoruz. O da bir sürü uğraşla; bizim Rtük'ün Türkiye'deki durumu gibi...
YouTube reklam amacıyla da çok kullanılıyor. İş yerlerinin, kimi ürünlerin, ünlülerin, hatta reklamların reklamları... Gerçi başlı başına bir reklam sitesi gibi YouTube aslında ama...
Ve geçenlerde bir gazetede okumuştum, ABD ordusunun YouTube sitesinde kendine ait bir bölümü varmış, yani kendilerinin kontrol ettikleri ve daha çok Ortadoğu'yla alakalı vidyoları yayınladıkları.. hoş özel bölümleri olsa ne olur, diğer bölümler sanki yabancıların da...

Ayrıca sitede içerik düzenlemesi hususunda şöyle bir sorun da var: Vidyo arama yaparken, yazdığınız normal bir kelime için karşınıza gelen vidyonun yanında, liste hâlinde uygunsuz resimlere sahip vidyolar ve yazdığınız kelimeyi içeren uygunsuz cümleler gelebiliyor! Bu dağınıklık, olumsuzluk hakkında bir şeyler yapmalı herhâlde sitenin yöneticileri. Ve fakat onlar bir şey yapmadan önce biz daha dikkatli olmalıyız bu konuda!

Dediğimiz gibi YouTube'un hem olumlu hem olumsuz tarafları var. Gerçi hep olumsuzluklardan bahsettik ama, olsun. YouTube'un olumlu yanlarından da istifade edebiliriz. Meselâ, herhangi bir konuda yaptığınız vidyo çalışmasını herkesle ücretsiz paylaşabilmek (ve belki bu sayede ortak ilgi alanlarına sahip olduğunuz kişilerle iletişim kurabilmek), yahut başkalarının paylaşımlarına kolayca ulaşabilmek önemli bir yenilik, önemli bir imkân olarak değerlendirilebilir. Bu anlamda YouTube'a teşekkür edelim. Teşekkürler YouTube :)

YouTube hakkında başka şeyler de söylenebilir. Mevzu hakkında uzun boylu düşünmek ve yazıyı uzatmak istemiyorum. Sonuçta site, olumlu taraflarından faydalanılması gereken iyi bir imkân; fakat öte yandan, olumsuz: fazla popüler, uygunsuz-mahrem yanlarından da sakınılması gereken bir çılgınlık alanı...

Ve maalesef benim de böyle bir yazı yazmama neden oldu.

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Bir, iki, üç : YU-tıp !

İcat olunan her şeyin hayrı yanında şerri de beraberinde getirdiğini düşünmüyorum. Bu ifadeye rötuş yapılmalı galiba. Yani şer olanın sonradan peydah olduğu savunmasındayım. Şer olana hizmeti yine aramızda dolaşan mahlukların çıkardığı malumunuzdur.

Misal, bilgisayar...İçinde namünasip yüzlerce sitenin de olduğu, ama münasip bir o kadar ortamların da olduğu devasa bir dünya...

Ya da kitaplar..."Yatmadan Önce Yüz fırça Darbesi" de kitap (!),
"Cam ve Elmas" da (Sadık Yalsızuçanlar)...

Yutub'a gelince, içinde kırmızı noktalı videoların bulunmadığını biliyorum. Bu bağlamda da artı hanesine bir puan kazandırıyor.

Şahsen, -her ne kadar parazit bir çok video örnekleri bulunsa da- Yutub'un çok güzel bir hizmet olduğunu düşünüyorum.

Son olarak paylaşımınıza bir video sunayım:
(Bağlamayı çalan : Hasan Genç'tir. Bu isme dikkat !)

http://www.youtube.com/watch?v=vRmvBxtX4aM&NR=1

YouTube hakkında..

Emre Şimşek'in yorumunu okuyunca, bir-iki yere değinmek ihtiyacı hissetttim.
"Bir, iki, üç: Yu tıp !".. bu ifade Emre beyin yorumunun başlığı. Şimdi bu ne demek, yani YouTube hakkında konuşma(yın), ya da bu yazı konuşmuyor, konuşmasın, ya da artık ben üç dedikten sonra konuşmayın, üç dedikten yani bu yorumdan sonra, anlamında bir şey mi; yoksa, kelime ses olarak öyle bir şeyi getirdi aklıma ses-şekil olsun diye yazdım ben de gibi mi?.. burayı geçelim.

Evet, kötülük insandan çıkar, kötülük insanındır, iyilik ise Allah'tan gelir, Allah sayesindedir. Varlıkların doğal hâlleriyle kötülük oluşturmadıklarını düşünürüz. Fakat varlığı doğasına aykırı bir yontma işlemine maruz bırakırsak o, varlık olmaktan çıkıp alet olmaya başlar. İyiye ve/veya kötüya alet... Ama o varlık eğer doğasına aykırı bir ameliyeye maruz kalmasaydı, iyiye veya kötüye demeyecektik. Yani bu şundan farklı tabii, ağaçtan kalem yapılabilir, kalemden iyilik de çıkabilir kötülük de, filan. Bu başka bir şey. Burada kaleme yüklenen şey tamamen kalemin dışında neredeyse. Kalem orada masanın üzerinde duruken senin gözüne kötülüğü sokmaz, ya da sen kalemle iyi bir şeye niyetlenmişsen birden kötünün resimleri de çıkmaz karşına. Kalemle ortaya çıkan kötülük, zaten önceden de içeride taşınan yahut gösterilen kötülüktür. Kalemin dışındadır daha çok, kalem onun için bazen amaç gibi gözükse bile amaç değildir. Amaç, ün, ünvan, makam, paradır, meselâ. Bu, kalemi üreten anlayışın kaleme kattığı ruh-kültürle alakalı bir şey. Kötülük insanın nefsinde, yani içinde, yani nefsiyle varlığın doğallığına yaptığı müdahelede, insanın verdiği biçimde. Bilim üzerinden tekniğe, teknolojiye yön veren mantık da şu an, Batılı/seküler mantıkdır. Bir teknolojik ürün ortaya koyan Batılı, bir internet programı yapan Batılı, o ürüne programa kendi anlayışını, hislerini katar. Bizim insanın yaratılışına illişkin taşıdığımız hassasiyetleri taşımaz Batılı. (Bu bilim-teknoloji konusunda uzunca konuşulabilcek bir şey).

YouTube diye bir site kurar meselâ, ve daha başta sitenin üzerine yapıştırdığı vidyolaın taşıdığı sabit görüntü bile gözünü ne kadar rahatsız eder, sen ali veli der bir şey yazar onunla ilgili vidyo ararsın, site karşına ali veliyle beraber 'ali velinin bilmemne görüntüleri' adlı vidyoları da listeler. En azından, yanlışlıkla tıklamasan bile, gözün çarpar bu fotoğraflara, ifadelere. Yani canı sıkıldığı için, can sıkıntısını gidermek için YouTube'a girersen, hata edersin bence. Orada kötüye dair bir ihtimalin varolduğunu biliyorsun, peki can sıkıntını orada gidermek yahut kendini orada eğlendirmek zorunda mısın? İhtimallerden kaçınmak, kesin olana yaklaşmak daha mantıklı değil mi?

Yani YouTube iyi bir site, kötü tarafı ise insanın kullanımına bağlı demek, bence eksik bir anlayışa işaret eder. Bunun aksine, iyi yönler kötü yönler ortaya konur, iyi olan bizim için mecburi değilse ondan bile feragat edilir hatta, sitenin kritiği yapılır, onu ortaya koyan anlayış kritik edilir, ve kendi tavrımız belli olur. İyi olan her şeye yaklaşmak zorunda değiliz; ama kötü olan her şeyden uzaklaşmamız şart!

YouTube'da porno içerikli vidyolar yokmuş (yok bir de olsaydı yani), fakat ondan çok da geri kalmayan konularda vidyolar olduğunu biliyoruz. Bu artı bir şey değil yani. Porno içerikli vidyo yayını yapmak zaten yasak Türkiye'de! Ama ona yakını serbest. Ne üzücü.

YouTube çok 'güzel bir hizmet' değil kesinlikle, bana göre!
Birçok kişinin masumca bir hamleyle içine girdiği, fakat bazen saatlerini harcadığı, daha çok düzeysiz komedi, şiddet ya da aptal anormalliklerle dolu bir içerik yığını...

Ve kötüye gözümüzü kaydırma 'ihtimali', boş yere vaktimizi harcamak 'ihtimali' barındırdığı için, mecbur kalmadıkça sakınmamız gereken bir ortam. Birilerinin ekmeğine yağ sürmek de neymiş, eğleneceğim diye! Boş vaktini değerlendirmek için, stres atmak ya da eğlenmek için, kafirin ekmeğine yağ sürmek kafirin cebine para sokmak da neymiş! O vakitlerini yesinler senin! Ne zamandan beri coca-cola içmekten sakınmaktayız da, YouTube gibi kafirin cebina para cephanesine bomba koymaya neden olan ürünlere gönül verir olduk. Bırakalım Allah aşkına! Bir yanımız Allah bir yanımız yallah demesin. Küçücük faydalarımız için büyük kötülüklerin aleti olmayalım.

herşey de birşey var:)

selamdan sonra,

Emre Bey doğru demiş:) yani biz insanlar her iyide bir kötü bulmak noktasında süperiz... faydası var, illa...
ama zannımca faydası zararını kat be kat aşmış durumda... bir de; bu teşhir merakını kamçılamak demektir.
yahu, elin kızının nişan görüntülerinin youtube'da çıkmasından, bilmem kimin çocuğunun sünnet merasiminden bana ne?
hadi onu geçtik, bu nedir ya, insanların bir birinin özel hayatını meydana seriyoruz...
batsın, faydası...

not: Ali Bey Genç'te de youtube ile ilgili bir yazı vardı... iki yazı bir bütünlük arz etti sanırım... kaleminize sağlık:)
____________________________________________
Diz çök ey zorlu nefs, önümde diz çök!
Heybem hayat dolu, deste ve yumak.
Sen, bütün dalların birleştiği kök;
Biricik meselem, Sonsuza varmak...